Tersine Bir Tarih Okuması

0
156
Görüntülenme

  Tersine Bir Tarih Okuması

Giovanni Papini, “Düzyazının Dante’si” olarak adlandırılan, aykırı ve tartışmalı düşüncelere sahip olan biri. 1931 yılında yayımlanan kitabı, halen günümüzde tartıştığımız insanlığın gidişatını o günden eleştiren ve aykırı, tartışmacı fikirleriyle okurunu derin düşüncelere götüren bir kitap.

Büyük bir servete sahip olan bir milyarderin dünyayı gezme hikâyesini anlattığı, Gog adlı ironik eserinde var olan kavramlara, fikirlere bir tersine okuma yapıyor. Kitabı Sokrates’e atfedilen “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” sözüyle özetleyebiliriz. Çünkü bildiğimiz şeyleri farklı açılardan bakarak değiştirmeyi teklif eden bir eser.

Kitabın bir bölümünde bizlere bir teklifte bulunuyor: Tersine Tarih. Bu bölümde, Herodotos’tan beri yanlış bir tarih okuma anlayışına sahip olduğumuzu ve olayı anlayamadığımızı iddia ediyor ve var olan tarih okumamıza zıt olarak, geçmişten günümüze yerine günümüzden geçmişe uzanan bir tarih okuması fikrini sunuyor.

Elbette aklımıza ilk olarak kronoloji sorusu geliyor. Kitapta baş karakterimiz Gog da aynı soruyu soruyor. Tersine Tarih fikrini ortaya atan İrlandalı Profesör ise şöyle cevap veriyor:

“Tarihin anahtarlarından biri olan kronolojiye pekâlâ saygı duyuluyor. Ben kronolojiyi ortadan kaldırmıyorum ki? Birden davranıp bine çıkacak yerde, binden başlayıp bire dönüyorum. Bütün bu işten anlayamayanlarla mütehassıslar gibi, saçmalığına rağmen, bugüne kadar tarih ilmine hâkim olmuş bu eğilimin siz de kurbanısınız.”

“Günümüzden geçmişe gitmek olan benim yöntemim en mantıki, en doğal ve en memnuniyet vericidir. Bu, insanların hareketlerini yorumlama imkânını veren tek usuldür. Düşününüz ki, bir olayın sahici önemi ve iç yüzü yıllarca, bazen asırlarca sonra meydana çıkıyor.”

“Önceyi’ anlatan ‘Sonra’dır, aksi değil. İşte bunun için eski ve yeni tarihçiler köstebek gözlü ve akıllı ‘vakanüvis’lerden başka bir şey değillerdir. Tersinden başlamak suretiyledir ki, tarih bir sahici ilim olabilir. Burada da öteki ilimlerin kıymetini teşkil eden usulü, yani bilinenden bilinmeyene gidiş usulünü kabul etmek zamanı gelmiştir. Bizim için en malum olan, yaşadığımız devir değil mi? Bu yüzden, her tarih eserinin ilk bölümü daima ‘son havadisler’le başlamalıdır ve layıkıyla yazılmış bir dünya tarihin son faslı ancak ‘Yaradılış’ın hikâyesi olabilir.”

“Benim tarihim, bu alelade devrin 1919 yılında, Versailles Antlaşması ile başlıyor ve dünya yaradılışının “Tekevvün” e göre “Dünya ıssızlık ve hercümerç idi ve karanlıklar boşluğu kaplıyordu” diye anlatılan ilk günün hikâyesi ile bitiyor. Görüyorsunuz ki başlangıç ile son pekâlâ birleşiyor, hatta birbirinin aynı oluyor: Başlangıçta hercümerç ve karanlıklar, sonda da hercümerç ve karanlıklar, tarihin büyük çemberi kapanıyor.”

Son alıntımızda, süregelen tarihin çizgisel mi yoksa İbn Haldun’un teorisinde olduğu gibi döngüsel mi olduğu tartışmasında tarafını belli etmiş bir Papini’den söz edebiliriz sanırım.

Velhasıl, genel kabullere karşı aykırı fikirlerini sunan bu eser insanı derinden etkileyen ve ontolojik düşüncelere yönelten hikâyeler ile dolu.

Gog’dan aykırı fikirlerin bulunduğu hikâyeler ile yazılarımıza devam edeceğiz. Esen kalın…

YAZAR

Mustafa SARAÇ

Yorum Yap - Sende Fikrini Beyan Et :)

YORUM:
Adın:

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.