Şiddetin Sineması

0
240
Görüntülenme

 

Yazıların yerini seslerin, seslerin yerini ise görüntülerin almaya başladığı günümüzde sinema iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın, güzelin ve çirkinin kendini türlü şekillerde yansıtabildiği favori araç konumunda. Filmler yapılmaya başlanmadan önce de tiyatrolar bu dışa vurumun merkeziydi fakat farklı ilkelere bağlı kalıyorlardı. Örneğin, tiyatro türlerinden tragedyalarda şiddet içeren bölümleri sahneye yansıtmak sanata hakaret olarak algılanırdı. Peki ne oldu da film yapımcıları günümüzde şiddeti türlü şekillerle sinemaya yansıtmaya başladılar ? Fikirler mi değişti, ahlaki tabular mı değişti yoksa şiddet olarak adlandırılan eşik gittikçe yükseliyor mu bilemeyiz. Fakat şiddet uzun zamandır beyaz perdenin vazgeçilmezi.

 

 

taxi driver

 

‘‘İnsanlar neden şiddeti sever biliyor musunuz? İyi hissettirdiği için tabii ki. İnsanlar şiddeti son derece tatmin edici bulurlar. Ancak tatmin yok olunca eylemin de içi boşalır.’’ (The İmitation Game)

 

60 ve 70’li yıllarda popülerleşen ‘’explotation’’ adı verilen film türleriyle Robert Rodriguez, Ken Russel, Quentin Tarantino gibi ünlü yönetmenler şiddeti vazgeçilmez bir unsur olarak sinemaya aktarmaya başladılar. Tabii şiddetin sinemayla ilk tanışması bu değildi. Özellikle tüm dünyayı etkileyen dünya savaşları sinemaya yansıtılırken, izleyiciyi aktarılan mesajı daha iyi özümsemeye yöneltmek amacıyla şiddet içeren sahneler filmlerde genişçe yer tutmaya başladı.  Bu yolla seyirci mağdurlarla daha kolay empati kuruyor, acı ve kan dönemin vehametini daha iyi gösteriyordu.  Sinemada insani dürtüleri ekrana yansımış olarak görmek izleyiciyi sanata daha çok dahil ediyordu bu da mesajın iletilmesini kolaylaştırıyordu. İzleyici hiç zorlanmadan kendini Schindler’in treninde Autswich’e girerken buluyor, zavallı Yahudilerle birlikte buhar odasının korkusunu hissediyordu. Bu şiddet sadece fiziksel değildi ve Vietnam’a gidemeden kafasına sıkan Private Pyle’ın psikolojisi izleyici tarafından daha iyi anlaşılıyordu.

 

Aradan uzun zaman geçti, filmlerde sesler netleşti, kanın rengi siyahtan kırmızıya döndü ve çekilen acılar bastırıldı. Günümüzde yönetmenler mesaj iletmekle birlikte toplum tarafından devamlı olarak bastırılan biricik dürtüyü açığa vurmak amacıyla şiddeti sinemada kullanmaya başladılar. Yahudiler’e üzülen merhametli izleyici aynı gün içinde Hannibal Lecter’la beraber insan eti sofrasına büyük bir zevkle dahil olur hale geldi. Tabi bunun gerçek olabilmesi için Hannibal’ın Jonathan Demme ve Bryan Fuller gibi ustaların elinden geçmesi gerekiyordu. Çünkü bu insanlar şiddeti estetik bir unsur olarak ekrana yansıtma konusunda uzmanlar.

Aktif olarak vitrinini yenilediği için günümüzde bu estetiğin temsilcisi olan Tarantino ‘’Şiddet içeren filmler çocukları zorba yapmaz, belki zorba yapımcılar yapabilir ama bu apayrı bir konu’’ dese de acıların monotonlaştığı bir medya ve merhamet duygusuna karşı giderek hissizleşen toplum tarafından etkilenen izleyici bir de sinemada şiddete özendirilirse bu dürtüyü dizginlemekten kolayca vazgeçebilir.

Yönetmenlerin güttüğü bu ideale karşın hobbit kovuğunda yaşayan insanlar olduğunu göz önüne alalım. İzleyicinin yaratıcı bir yapımcı olmaya çalışmak yerine bizzat karakterlere bürünmeye daha meyilli olduğunu görebiliriz. Şiddetin normalleşmesini, günlük hayatta kendine daha fazla yer bulmasını engellemek için, ekranlarda estetik biçimde işlenmesinin önüne geçilmeli. Sanatın sinemada da sanat için olduğu, şiddet sahnelerini içselleştirmemek gerektiğini izleyiciye daha sık hatırlatmak gerekiyor.

İmkanların ve meraklılarının artmasıyla sinema sektörü hızla gelişiyor ve her geçen gün filmler daha fazla insana hitap ediyor. Bu sebeple şiddetin bir işleyiş tarzı ya da üzerine sanat yapılan ana fikir olarak sinemada yer alması gittikçe daha fazla tartışılıyor. Bu tartışmanın nasıl bir seyir izlediğini bilboardlardan takip edebiliriz. Ama eğer şiddetin sadece ekranlarda kalması gerektiği izleyici tarafından anlaşılırsa sinema dehaları bize uzunca bir süre daha şiddeti yeni bir üslup ve başlı başına bir seyir zevki olarak sunmaya devam edeceklerdir.

 

Yorum Yap - Sende Fikrini Beyan Et :)

YORUM:
Adın:

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.