Ön-Arka Yargı

0
200
Görüntülenme

Ön-Arka Yargı

Bu zamanda eleştirmek çok kolay, ama gel gör ki eleştirilmek zor gelir insana. Suizan bedava olmuş, hüsnüzan aslanın ağzında adeta. Söylenen sözler yarını düşünülmeden, yaradılan yaralanır mı incinir mi diye tasavvuru hayal etmeden, o iki dudak arasından, o en çok kullanırken dikkat edilmesi gereken etten, oktan çıkmış bir daha geri dönmeyecek bir yola sokuyor beşer kendini şaşarak. Yunus’un “Yaradılanı hoş gör yaradandan ötürü” anlayışı olmayınca hor görüyor herkesi üstten bakarak sanki dünyaları ben yarattım der gibi.

İnsan sosyal bir varlık olduğundan bu ruy-i zeminde tek başına yaşayamaz. Sair beşerle sosyalleşir. Sosyalleşirken diğer insanların düşüncelerini öğrenir, kendi düşündüklerini de çevresiyle paylaşarak yalnızlıktan beraat eder. Bu olay, toplumlarda düşüncenin ürünü olan “dil” ile nefes alır. Edebiyat, dile vücudu hayat buldurur.

Dil, edebiyat aracılığıyla işlenir, zenginleşir, zengin diller de toplumun ifade dünyasını refaha erdirir.

Dili zengin olan toplumların ifade ve hayal dünyaları zengindir. Hayal dünyaları zengin olan toplumlar, yenileşmeye dolayısıyla ilerlemeye açıktır. Yenilenmeye ve gelişmeye açık toplumlarda “ifade özgürlüğü” vardır. Sözlükte değil hali hayatta…

İfade özgürlüğü gelişen toplumlarda düşünceler suç sayılmaz. Böyle toplumlarda “basın, sanatçı, aydın” özgür olur. Hapishanelerinde düşünce suçluları yer almaz; çünkü böyle toplumlarda düşünmek suç değildir.

Düşünmenin ve düşündüğünü ifade etmenin bir cezası yoktur. Böyle toplumlara “medeni toplum” adı verilir. Kitapta değil gerçek dünyada…

Medeni toplumlarda, düşündüğü için insanlar yakılmaz, düşündüklerini ifade ettikleri için cezalandırılmaz, yurt dışına kaçmak zorunda bırakılmaz, işkenceye maruz kalmaz ve yaşamları asla elinden alınmaz.

Gelişmemiş toplumların eleştiriye tahammülü yoktur, böyle toplumlarda eleştiri “küfür” olarak algılanır ve eleştiriyi yapanlar en ağır şekilde bedel ödemeye mahkûm bırakılır.

Düşünen insandan korkmayı bırak, asıl düşünmeyen insandan kork!

İnsan bakar ama görür, bakar kör değildir. Sadece kendi içinde değil dışarıya karşı da duyarlıdır. İçindeki yanlışları düzelttiği gibi toplumda gördüğü pürüzleri kusurları eksikleri noksanları eliyle, diliyle, fikriyle düzeltir, cehaletle savaşır, toplumunun aksak yanlarını söyleyerek toplumunun gelişmesinin önünü açar. Düşünen insanların elinde “edebiyat” bir kılıç halini alır. Bunu taşıyan, kılıcın hakkını vermelidir. Düşünceye saygı gösterilmeyen toplumlarda, kılıç, en çok onu taşıyanı zarar verir.

İstiklal Marşımızın yazarı büyük şair Mehmet Âkif hep haksızlıklara karşı çıkmıştır şiirlerinde.

Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
– Boğamazsın ki!
– Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.

 

Neyzen Tevfik ise;

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler!..

Dörtlüğünde devrinin politikacılarını amansızca eleştirmiştir. Neyzenliğinin yanı sıra şakacı ama bir o kadar da iğneleyici diliyle ünlüdür.

Âşık Veysel;

Olmayasın karaktersiz
Çok konuşan yerli yersiz
Adın doğru kendin hırsız
Karanlıkta dolaşırsın…

Derken belki de cahilliği eleştiriyordu… Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel.

Nazım Hikmet;

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
Vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

“Romantik komünist” ve “romantik devrimci” olarak tanınan, siyasi inançları yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiş Nazım Hikmet.

Orhan Veli Kanık;

Ne atom bombası,
Ne Londra konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!

Diyerek dünyayı umursamayanları eleştiriyor sanki Orhan Veli.

Ve biz de deriz ki dilini tutan kurtuldu, ama nerede, hakta ve hakikatte. Vesselam…

😉

Yorum Yap - Sende Fikrini Beyan Et :)

YORUM:
Adın:

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.